17 Kasım 2000 tarihinde geçirdiği kalp rahatsızlığı sonucu hastanede tedavi görmeye başladı, 23 Aralık 2000 tarihinde hayat arkadaşı Meşkure Kabaklı'nın vefatinden 47 gün sonra 8 Şubat 2001 tarihinde vefat etti.
Ahmet Kabaklı'nın Eserleri
Ansiklopedi:
Türk Edebiyatı (5 cilt, 1991)
Fikrî Eserleri:
Müslüman Türkiye (1970);Mâbet ve Millet (1970);Kültür Emperyalizmi (1970);Bürokrasi ve Biz (1976, fikir dalında Türkiye Millî Kültür Vakfı armağanı);Bizim Alkibiyades (siyasî hicivler, 1977);Temellerin Duruşması (1989; fikir dalında Türkiye Yazarlar Birliği ödülü).
Deneme - Eleştiri:
Şiir İncelemeleri (1992).
Monografi:
Mehmet Âkif (1971);Yunus Emre (1971);Mevlânâ (1972. Selçuk Üniversitesi ve Konya Turizm Derneği ödülü);Sultanü'ş-Şuara Necip Fazıl (1995).
Roman, Hikâye, Senaryo:
Ejderha Taşı (yazarın çocukluk hâtıralarına dayalı hikâyeler, 1978);Ecurufya (mizahî roman, 1980);Şair-i Cihan Nedim (senaryo, 1996).
Röportaj:
Sohbetler I (Mevlânâ, Yûnus Emre, Fuzûlî, Erzurumlu İbrâhim Hakkı ile, 1987);Sohbetler II (Mehmed Âkif, Yahya Kemal, Necip Fazıl ile, 1987). İlk defa Tercüman'da yayımlandığı 1983 yılında edebî röportaj dalında Türkiye Yazarlar Birliği'nin ödülüne lâyık görülmüştür.
Tercüme:
Pikwik'in Maceraları (Charles Dickens'tan, 1962).
Metin Neşri:
Şehir Mektupları (Ahmed Râsim'den, I, 1971);Muhayyelât-ı Aziz Efendi (sadeleştirilmiş metin, 1973).
M. NİHAT MALKOÇ, Kaleminden
AHMET KABAKLI HOCAYA MERSİYE
…Ahmet Kabaklı’ya rahmet ve minnetle…
Medeniyet beşiği, Göllübağ’ın gülüydün
Hakikati haykıran İslâm’ın bülbülüydün
Kalem efendisiydin, medeniyet âşığı
Kalpleri aydınlattı irfanının ışığı
Hakikat davasında konuşturdun kalemi
İlim deryalarında gezdin cümle âlemi
Elif gibi yaşadın; ömür nehrinde aktın
Sonsuzluğa göçerken onca eser bıraktın
Engin fikirlerinden kendimize pay aldık
Ruhumuzu besledik, “Gün Işığında” kaldık
Edebiyatımızı didik didik edendin
Mütebessim bir yüzle Yaradan’a gidendin
Cehalet savaşında yılmaz alperendin sen!...
Hakikat bahçesinden gonca gül derendin sen!...
En güzel pusulandı yüreğindeki iman
Onurlu duruşuna şahittir kadim zaman
İri ve diri durdun, vav gibi bükülmedin
Cehalete direndin, pes edip çekilmedin
Sözün kulağa küpe, çıkmıyoruz sözünden
Kutlu bir iz bıraktın, yürüyoruz izinden
Son nefesine kadar susmadın, konuştun sen!...
Gönül göklerimizde kanat çırpan kuştun sen!...
Şeyhülmuharririndin, kalemlerin hasıydın
Gözlerden akan yaştın, yüreklerin yasıydın
Kara kış ortasında dalından düştü yaprak
Sonsuzluk yolcusunu bağrına bastı toprak
Ömrünün zevalinde Hakk’a doğru yol aldın
Terk-i dünya eyledin, bizi dertlere saldın
Giden şanlı akıncı bir daha dönmeyecek…
Basiret nazarının ışığı sönmeyecek…